Alevi

29. Hace Bektaş Veli Dostluk ve Barış Ödülü’nü yazar Kamil Ateşoğulları aldı

Yol TV Haber Merkezi

Hacıbektaş’ta 59. Ulusal 33. Uluslararası Hünkâr Hace Bektaş Veli’yi anma etkinlikleri kapsamında 29. Hace Bektaş Veli Dostluk ve Barış Ödülü Töreni yoğun katılım ile gerçekleştirildi. Bu yılın ödülünü Yazar Kamil Ateşoğulları aldı.

Kemal Kılıçdaroğlu Kültür Merkezi’nde yapılan törende binlerce kişi salonu doldurdu.

Törene Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Ercan Geçmez, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat, Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, Alevi Vakıfları Federasyonu Genel Başkanı (AVF) Haydar Baki Doğan ve Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat da katıldı.

Alevi kurum temsilcileri,

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ve CHP Milletvekilleri ile parti yöneticileri de katıldı.

Tören başlamadan önce semah dönüldü

“HACI BEKTAŞ DÜŞÜNCESİNDE HERKES BİRDİR”

Program, semah dönülmesiyle başladı. Semahın ardından ilk sözü, Hacıbektaş Belediyesi Başkanı Arif Yoldaş Altıok aldı. Altıok, Hace Bektaş düşüncesine değinerek “Hünkar, öğretisinin merkezine insanı koymuştur. İnsanları bir araya getirmenin yolunun sevgiden geçtiğini vurgulamıştır. Hacı Bektaş Veli’ye göre insan bir sevgi varlığıdır. “Dili, dini, rengi ne olursa olsun iyiler iyidir” demiştir. Düşüncesinde herkes birdir. Kadın, erkek tüm insanlar eşittir. En büyük ibadetin topluma hizmet etmek olduğunu söylemiştir. Anadolu kadın erenlerinden Kadıncık Ana’yı da unutmamalıyız. Hacı Bektaş’a evinin kapılarını açan Kadıncık Ana olmuştur. Hünkarın öğretisinde en önemli yerde olmuştur.” ifadelerini kullandı.

Alevi Vakıfları Federasyonu Genel Başkanı Haydar Baki Doğan, Alevi kurumları adına ortak basın açıklamasını okudu. Açıklama şu şekilde:

DOĞAN: İKTİDAR PARTİSİ CEMEVLERİNİ DOLAŞIYOR. BURADAN SESLENİYORUZ; SATILIK OYUMUZ YOK!

Değerli Canlar,

Hepinizi “Dili, dini, rengi ne olursa olsun, iyiler iyidir” ve “Her ne ararsan kendinde ara / Kudüs’te Mekke’de Hac’da değil” diyen Hünkâr Hacı Bektaş Veli’nin bilgeliği, Yunus’un Hak aşkı, zalimlerin zulmüne boyun eğmeyen Şah-ı Şehidan İmam Hüseyin’in ve muktedirlerin adaletsizliğine karşı duruşun sembolü olan Pir Sultan Abdal’ ın direnciyle, sevgisi ve saygısıyla selamlıyorum.

Bugün Hünkar’ımızın huzurundayız. Hak Meydanında Cem olmaya, Akıl, Gönül ve Yol birlemeye geldik.

Sadece Anadolu topraklarına değil, dünyanın evrensel değerlerine ilham olan bilge insan, aydınlanmanın çerağı, Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin ocağındayız. Ondan beslendik, feyz aldık, öğrendik, onun yolunda ve onun öğrettiklerini gelecek kuşaklara aktarıyoruz.

Önce insan diyor Hünkarımız.

Mutlu insan! Eşit insan! Tok insan! Eşit haklara sahip insan! Dört kapı kırk makamdan insani kamile yolculuk eden insan!

Onun felsefesinde her şey önce insanla başlar ve insanla biter. Alevi-Bektaşi inancının güzelliği budur.

Herkesi, insan, sevgi, muhabbet ve halka hizmet ile toplumsal barışa davet eden Hacı Bektaşi Veli “Okunacak en büyük kitap insandır”, “Benim Kabem İnsandır” diyerek insanı en yüce makama koymuştur.

13. Yüzyılda Hacı Bektaş Veli gibi hümanist felsefeciler Anadolu’da karanlığa karşı aklın çerağını uyandıran aydınlanmanın öncüsü olmuştur. Hacı Bektaş Veli, insana hakikatin yolunu göstermek için “İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır” diyerek, ilim, irfan ve marifet sahibi olmayı öğütlemiştir.

Hünkarımız, Ceylanla Aslanı Dost kucağında birleyerek, “Hiç bir milleti ve insanı ayıplamayınız!” diyerek, bugün en çok ihtiyaç duyduğumuz toplumsal barış çağrısını taa 13. Yüzyılda yapmıştır. Barış güvercini donunda savaşı ve şiddeti reddetmiş, barış düşüncesini savunmuştur.

Sevgili Canlar;

Hünkarımızın huzurundayız. Asırlar, yıllar geçiyor.

Ama Aleviler, yine bir Hacı Bektaş anma etkinliğine, eşit yurttaşlık hakkında mahrum başlıyor. Muharrem ayı içindeyiz. Ve geçtiğimiz günlerde Muharrem’de Cemevlerimiz saldırılara maruz kaldı.

Yaşamın her alanında uygulanan ayrımcılık, yok sayma ve inkardan kaynaklı mağduriyetlerimiz değişmedi ve her gün yaşıyoruz. Cemevlerine saldırılardan dolayı birkaç kişinin tutuklanmış olması, gerçek faillerin yakalandığı ve bizlerin korunduğu anlamına gelmez.

Uğradığımız her saldırının ardından göstermelik “gönül almalar” ve önceden hazırlanmış mizansenlerle yapılan Cemevleri ziyaretlerine artık kanmıyoruz.

Tarihsel hafızamız, muktedirlerin bu göstermelik ve acı hakikatlerin üstünü örtmeye yönelik geleneksel tavırlarına da yabancı değildir. Kerbela matemimizde Cemevlerimize yapılan saldırılar yeni bir durum değildir. Alevilere yönelik asırlardır süregelen inkar, ötekileştirme, dışlama, işsizleştirme, yoksullaştırma, asimilasyon ve sürgün politikalarının devamıdır.

Bu saldırılar “birkaç meczup, kendi bilmez birkaç çocuk işi” diye geçiştirilemez. Çünkü Alevilere yönelik saldırı, linç, nefret söylemi ve ayrımcılık iklimini üreten bizzat siyasi iktidarın ve devletin kendisidir.

Alevileri hedef alan saldırılara karşı çözümün adresi birkaç piyon tutuklamak değil, Alevilere yönelik sistematik ötekileştirmeye ve asimilasyona son vermekten, Alevi haklarını tanımaktan,Alevilerin eşit yurttaşlık talebini karşılamaktan geçer!

Huzuru Pirdeyiz..

Hünkarımızın dediği gibi toplumsal barış, ancak “Adalet her işte, Hakk’ı bilmek”ten geçer.

Biz Aleviler, toplumsal barışın ve ülkemizde normalleşmenin ancak eşit yurttaşlık haklarını güvence altına almaktan geçtiğine, anti-demokratik ve anti-laik iklim ve mezhepçi rejimin kurumsallaşmasına bir an önce son verilmesiyle mümkün olduğuna inanıyoruz.!

Biz Alevi kurumları olarak, sadece kendimiz için değil, eşit yurttaşlık haklarından mahrum edilmiş tüm mağdur kimliklerin eşit yurttaşlık hakkına anayasal düzeyde kavuşmasını talep ediyoruz

Bunu güvence altına almak için, Türkiye’nin laik, demokratik bir hukuk devleti haline gelebilmesi zorunludur. Ayrıca demokratikleşmenin ve toplumsal barışın yolu, Aleviler başta olmak üzere Türkiye’nin tüm mağdurlarından alenen özür dilenmesi zorunludur.

Alevilere yönelik katliamlarla yüzleşilmelidir. Bunun ilk adımı olarak Madımak oteli utanç müzesi olmalıdır. Artık demokratikleşme ve toplumsal barış için değişimden kaçış yok. Bundan ısrarla kaçanlara Alevilerin sandıkta gereken dersi vereceğinden kimsenin şüphesi olmasın!

Değerli canlar,

Kuşkusuz ki yaşamakta olduğunuz sorunlar, bu 20 yıl içinde başlamış değil. Selçuklu ve Osmanlı dönemleri, bizi katledip sürerek Anadolu’nun Alevi çoğunluklu nüfus bileşimini ortadan kaldıran tam bir vahşet dönemleriydi.

Aleviler her daim toplumsal barışa hizmet etmek için, laiklik, demokrasi, hukukun evrensel değerleri, ilkeleri ve sosyal hukuk devletine dayalı bir cumhuriyet için mücadele etmiştir. Cumhuriyeti ileri taşımak, demokratikleştirmek ve tam anlamıyla laikleştirmekten yana tutum almıştır.

Tarihte Alevilerden kaynaklanan hiçbir sorun yaşanmamış ama Aleviler kimliklerinden, inançlarından ve kültürlerinden dolayı katliamlara maruz kalmıştır.

Huzurunda bulunduğumuz Hünkarımızın Serçeşmesi bu zihniyet sonucu yasaklanmıştır! Dergâhlarımız kapatıldı ve devletçe işgal edildi!

Diyanet İşleri Başkanlığı, Alevileri Sünnileştirmek misyonunu tüm hızıyla sürdürüyor! Cemevlerimizin ibadet yeri olarak tanınması yerine “cümbüş evi” denilerek aşağılanıyor ve Alevilere cami dayatılıyor.

Devlet Alevilere ve Aleviliğe bir inanç ve kimlik olarak değil, güvenlik sorunu olarak bakıyor. Ne yazık ki Alevi nüfusunun yoğun olduğu Dersim, Ortaca, Malatya, Maraş, Erzincan, Çorum, Sivas ve Gazi’de katliamlara uğradık.

Yani hiçbir dönemde bu ülkenin eşit yurttaşı kabul edilmedik!

Asimilasyondan, nefret söyleminden ve ayrımcılıktan kurtulamadık!

Aleviler bu ülkede her gece tedirgin yatıyor! Kendi ülkemizde güvenli yaşam hakkından yoksun bırakıldık.

Her katliam devletin denetiminde ve gözü önünde yaşandı! Her katliamda gerçek suçlular açığa çıkarılmadı! Tutuklananlara cezasızlık ilkesi uygulandı!

İnsanlığa yönelik suçlar Sivas katliamında olduğu gibi zaman aşımına uğratılıp, “hayırlı olsun” denildi!

Alevilik asırlardır yasaklı inanç ve kimlik haline getirildi.

Özellikle belirtmek isteriz ki, iktidarlar Alevilerin haklarına ve taleplerine kulak tıkıyor. Hatta Alevileri asimile etmeyi hedefleyen devletin tutumu hiç bir dönemde, bu dönem de olduğu kadar gözü kara ve ideolojik bir hal almadı!

Son yirmi yıldır Diyanet İşleri Başkanlığı her alana müdahale eden dinci, mezhepçi ve siyasi bir kurum gibi çalıştı.

Eğitim sistemi mezhepçilik ekseninde kurumsallaştı!

Okullar adete mescit, öğretmenler imam, öğrenciler kul haline getirildi!

Çünkü eğitim tümüyle laiklik, bilimsellik ve demokratik özelliklerinden arındırıldı!

Molla Hamzaların, Ebussudların ve mezhepçi devletin ideolojik aklı haliyle, eğitim sistemi TÜMÜYLE DİNSELLEŞTİRİLDi!

Seçimler yaklaşıyor ve Alevi oyları kıymete bindi.

İktidar partisi Cemevlerini dolaşıyor.

Türkiye’de ve Avrupa’da Alevilerin tek temsilcisi Alevi kurumlarını muhatap kabul etmiyorlar. Acaba bu Çatı kurumlarını devre dışı bırakıp, onlara bağlı kişiler üzerinden sadaka dağıtarak Alevileri kazanabilir miyiz derdine düşmüşler. Buradan sesleniyoruz!

Sadaka karşılığı satılık oyumuzda yok!

İnancımızda!

Cumhurbaşkanının cumartesi günü Hacıbektaş’ta yaptığı konuşmada, ne yazık ki, Alevi toplumunu kendi içinde bölüp çatıştırmayı hedefledi.

Bu yaklaşım Alevi Çalıştayları’nda da kullanılmış, ancak kabul görmemişti. Alevileri birbirine düşüremeyecekler!

Biz Alevi Kurumları, binlerce Cemevi, dedesi, anası, dede babası, piri, hak aşığı, aydını, akademisyeniyle milyonlarca Alevi can, eskisinden daha fazla İRİ, DİRİ ve BİRİZ!

Size Alevileri böldürtmeyeceğiz…

EL ELE EL HAKKA düsturuyla haklarımız için, farklılıklarımızla birarada yürüyeceğiz!

YOL BİR SÜREK BİNBİR şiarıyla Aleviliği tektipleştirmeyeceğiz!

Tüm kurumlarımızla Alevilerin hak ve talepleri için el ele, omuz omuza yürümeye, akıl ve gönül birlemeye İKRARLIYIZ!

O nedenle Alevileri içten bölmeye çalışanlara ve buna içerden zemin sağlayanlara fırsat vermeyeceğiz. Alevi inancını ve değerlerini sadakalara peş keş çektirmeyeceğiz!

Alevi sorunu bir maddi yardım sorunu değildir!

Maddi taleplerle Alevileri ve cemevlerini siyasal İslamcı politikalara yakınlaştırmaya çalışanlara yol açmayacağız!

Alevi toplumunun ulaştığı örgütlenme ve bilinç düzeyine ve milyonları kucaklayan çatı kurumlarına rağmen, Alevi taleplerinin üzerini sadakalarla örtmek artık beyhude bir çabadır.

Alevi toplumunun AKP hükümetinden ve Cumhurbaşkanından beklentisi nettir; İçimize oynamak değil, farklı kanatlarımızın ortak mutabakatıyla oluşturulmuş olan ortak taleplerimizin karşılaması, 85 milyon insanıyla anayasal hak ve yurttaşlık eşitliğimizin sağlanmasıdır.

Burada bir kez daha ilan ediyoruz ki, betonla, çimentoyla, içimizden ayartılacak olanlara sağlanan dünyalıklar uğruna inancımızla oynanmasına, taleplerimizin saptırılıp geçiştirilmesine izin vermeyeceğiz. Bilinmeli ki güdülen bu yol yol değil.

Ayrıca AKP iktidarı ve devlet kurumları Aleviliği tanımlama sevdasından vazgeçmelidir. Anayasal, laik ve demokratik bir devlete düşen görev, yurttaşlarının inancını tanımlama, onlara kimlik dayatma, onları formatlamaya çalışmak değil, onların kendilerini tanımlama hakkına saygılı olmasıdır.

Değerli katılımcılar,

Alevilerin sorunlarının çözümünün olmazsa olmaz adımı hak ve taleplerimizin karşılanmasından geçiyor.

Alevilerin vergisiyle 100 bin camiye, 140 bin imama, 5 bin İmam Hatip okuluna, 20 bin Kuran Kursuna, 115 İlahiyat fakültesine, 70 bin kişilik Din Öğretim Genel Müdürlüğüne kamu bütçesine milyarca dolar aktaran devlet, 1.585 cemevi ziyaret edilip, toplam 8.740 talep belirlendiğini ve bunun 5.600’ünün karşılandığını anlatması traji komik bir durumdur

Özetle ifade edecek olursak,

Alevilerin AKP hükümetinden 8.740 talebi yok!

“Cemevi temeli atın” talebi de yok!

Aleviler sadaka istemiyor. Hak istiyorlar.

Kabul görmek istiyorlar. Çimento, tuğla, demir dilenmiyorlar.

Biz 2009 yılında da AKP’nin 7 Alevi Çalıştayında taleplerimiz dile getirmiştik!

Tek bir ana talebimiz vardır;

Eşit yurttaşlık ve eşit haklar!

AYRICA;

· Cemevlerimizin ibadethane olarak tanınmasını,

• AİHM kararlarının uygulanarak zorunlu din dersinin kaldırılmasını,

• Alevilere ait Dergâhların bizlere iade edilmesini,

• Madımak otelinin utanç müzesi olmasını,

· Kamu hizmetlerine erişim ve kamu kurumlarına istihdam süreçlerinde Alevilere yönelik ayrımcılığa son verilmesini talep ediyoruz!

Sözlerimi bitirirken, bu taleplerimizin özgürlükler ve demokrasiden yana olan tüm siyasi partilerin programlarında yer alması beklentimizi de yüksek sesle dillendirmek istiyoruz. Bu taleplerimizin kabul edilmesi Alevi toplumunun moral konumunu güçlendirecek, 2. Yüzyılına girecek olan laik ve demokratik Cumhuriyet umutlarını arttıracaktır.

Aşk ile

ALEVİ BEKTAŞİ FEDERASYONU
ALEVİ DERNEKLERİ FEDERASYONU
ALEVİ VAKIFLARI FEDERASYONU
AVRUPA ALEVİ BİRLİKLERİ KONFEDERASYONU
HACI BEKTAŞİ VELİ ANADOLU KÜLTÜR VAKFI
ALEVİ KÜLTÜR DERNEKLERİ
PİR SULTAN ABDAL KÜLTÜR DERNEĞİ”

Alevi kurumları adına yazılan ortak bildirgenin okunmasının ardından Yazar Kamil Ateşoğulları, ödülünü almak için sahneye çağrıldı. 

“ALEVİLERİN ÜZERİNDEN ELLERİNİZİ ÇEKİN”

Alevi kurumlarının ortak bildirgesinin ardından Kamil Ateşoğulları ödülünün verilmesi için sahneye çağrıldı. Ateşoğulları yaptığı konuşmasında son haftalarda Alevi kurumlarına yönelik olarak gerçekleştirilen saldırılara değinerek şunları dile getirdi:

“Bugün güneşin sofrasındayız, dostların arasındayız. Bu programda emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum. Bu ödül emeğe duyulan saygının bir sonucudur. Barış ödülü olması ayrıca anlamlıdır. İnancımızın temelinde rıza, sevgi ve hoşgörü vardır. İnsanı merkeze koyar. Alevilik ülkemizin yadsınamaz bir gerçekliğidir. Demokratik, laik bir anayasa yapılmalıdır. Buna Alevilerin büyük katkısı olacaktır. Son süreçte hem saldırılar hem ziyaretler arttı. İktidarın içinde çatışan gruplar var. Kendi aralarındaki hesapları kendileri halletsinler. Alevilerin üzerinden oyun oynamasınlar. Eşit yurttaşlık hakkımızı verin. ”

Ateşoğulları’na ödülünü sahnede Kemal Kılıçdaroğlu verdi (Fotoğraf: PİRHA)

“ASLAN VE CEYLANIN KARDEŞÇE YAŞADIĞI BİR ÜLKEYİ KURMALIYIZ”

Kemal Kılıçdaroğlu yaptığı konuşmada, “Sevgi, barış, adalet istiyoruz. Ama istemekle olmaz bunları hep birlikte hayata geçireceğiz. Bizim felsefemiz de önceliğimiz ilimdir, bilimdir. Kimseyi ötekileştirmeden, ayırmadan bilimin ışığında hareket etmeliyiz. En geniş toplumsal mutabakatı sağlamalıyız. Hep birlikte üretip hakça bölüşeceğiz. Cömert olmalıyız. Karşılık beklemeden paylaşmalıyız her şeyi. Bir insanda utanma duygusu olmalı. Devleti yönetenlerin ahlaklı olması lazım. Bizler Hünkarımızdan insan olmayı, iyi olmayı öğrendik. İyiliği, liyakati, adaleti hep birlikte tesis edeceğiz.

Herkesin fikrine, düşüncesine saygı duyulmalı. Alacağımız kararlarla azami ölçüde geniş bir toplumsal mutabakatı sağlamaya özen göstermeliyiz. Çünkü ilim akıl bunu gerektirir. Çünkü Hünkara göre ilimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır. Hünkara göre kalbimizin ikinci muhafızı cömertliktir. Çünkü cömertlik bireyi beytülmale el uzatmaktan, insani, hukuki, ahlaki ve ekolojik ilkeleri yerle yeksan ederek zenginlik sağlama hoyratlarından, insanı uzak tutan bir duygudur.

Cömertlik hep birlikte üretmeyi ve hakça bölüşmeyi temel bir kural olarak önümüze koyar. Cömertlik, karşılıklı fedakârlıklarda bulunarak ortak bir gelecek inşasında hep birlikte yol yürüyebilmektir. Unutmayın daha fazla cömert olmamız gereken bir dönemden geçiyoruz. İhtiyacınız olan hünkarın aslan ve ceylanı kucağında buluşturan huzur, güven ve kardeşlik duygusudur. Aslan ile ceylanın bir arada, huzur ve güven içinde, kardeşçe yaşayacağı bir ülkeyi el birliğiyle kuracağız. Beraber kurmalıyız, birlikte kurmalıyız” ifadelerini kullandı.

Ödül töreni ‘Kuvai Milliye’ adlı sinevizyon gösterimi ve sanatçı Cem Adrian’ın konseriyle son buldu.

Benzer Haberler
Alevi

Erdoğan: Allahsız, Muhammedsiz, Alisiz Alevilik olmaz

Alevi

AABK'den "Madımak 2023" projesi için yurt dışındaki Alevilere ve sosyalistlere çağrı

Alevi

Alevi kurumlarından HDP Genel Merkezi'ne ziyaret

AleviGüncel

PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe: Gülşen’i tutuklayanlar Alevilere yönelik saldırılar karşısında harekete geçmiyor