Ekoloji

‘Maden tartışmaları siyasi’ diyen Bakan Varank’a Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği’nden yanıt

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank’ın Lapseki Altın Madeni hakkındaki açıklamalarına Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği tepki gösterdi.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank’ın “Çanakkale bölgesinde tahminlere göre 80 ila 100 milyar dolarlık değere sahip altın madeni yatıyor, bu madenler yer altında bırakılamaz, çıkartılmalıdır” açıklamaları tepkilere neden oldu. .

Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği yayımladığı açıklama ile “Sömürge madenciliğine karşı mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz” dedi.

Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği “AKP’nin iktidara gelmesinden hemen sonra bir sürü yasada değişiklik yapan ve ‘Maden Yasası Değişikliği’ diye bilinen bir düzenleme ile Kıyı Kanunu, Korunan Alanlar Kanunu, Su Havzaları Kanunu, Mera Kanunu, Maden Kanunu, Milli Parklar Kanunu, Vergi Kanunu gibi bir çok kanunda değişiklik yapıldı. Bu düzenleme ile madencilere dikensiz gül bahçesi yaratıldı” denildi.

Kazdağları’nın yüzde 79’unun maden şirketleri adına ruhsatlandırıldığına dikkat çekilen açıklamada, “Ülkenin her yanında madencilik yapılabilir hale geldi ve bir sürü destek ve teşvik verildi. 1980’li yıllarda başlayan özelleştirme politikalarının sonucu olarak AKP iktidarı ile birlikte kamusal madencilikten tamamen çıkılıp onun yerine özel sektör madenciliğine geçildi. Ülkenin her tarafı maden alanı olarak parsellendi. Kamunun elindeki her türlü bilgi özel sektörün hizmetine sunuldu. Maden alanları hızla ihale edilerek yabancı ve yerli şirketlere satıldı. Ülke adeta işgal edildi. Madenciliğe kapalı çok az alan kaldı. Ülkenin yüzölçümünün en az yüzde 60’ı, Kazdağları’nın yüzde 79’u maden ruhsatları ile kapatıldı. Yabancı ve yerli şirketler dağlarımızı delik deşik etmeye başladı. Hâlihazırda 20’ye yakın çalışan altın madeni projesi var” bilgisi verildi.

“BU MADENCİLİĞİN HİÇBİR KAMU YARARI YOK”

Maden şirketleri tarafından çıkartılan altından devletin ocak başı adı altında bir bedel aldığını bunun da yüzde 2,25 ile 4,5 arasında değiştiğini, kalan altının ise şirketlerin olduğuna dikkat çekilen açıklamada “Siyanür liçi uygulanarak yapılan altın madenciliğinin çevresel riskleri oldukça fazla nitekim hem dünyada, hem de ülkemizde yaşanan maden felaketleri yüzünden ciddi çevre felaketleri yaşandı, insanlar ve doğa büyük zararlar gördü. Romanya’daki büyük maden kazasından sonra Avrupa Birliği Parlamentosu siyanür liçinin yasaklanmasına dair tavsiye kadarı aldı ve çoğu ülke bu karara uyarak Siyanür liçli altın madenciliğini yasakladı. Altın spekülatif bir maden. Yaşamsal ihtiyaçlar için elzem değil. Dünya üzerinde bugüne kadar çıkartılmış olan altın madeni miktarı yaşamsal ihtiyaçlar için gereğinden fazla: Yeni altın madeni çıkarmaya ve doğaya çok ciddi zarar veren bu madenciliğe ihtiyaç yok. Özel sektör tarafından çıkartılan altın madenlerinin tamamı çıkartan şirketin oluyor ve yalnızca ocak başı bedelinin yüzde 2.25-4.5 arasında devlet payı alınıyor. Çıkartılan altın devlet tarafından satın alınıyor ve bankaların kasalarına, yer altına saklanıyor. Devlet, halkın, kamunun olması gereken madeni yeniden özel sektörden satın alıyor. Mevcut maden yasası ile gerçekleştirilen ve karı şirketlere, zararı ve riski halka yıkan bu madenciliğin de hiçbir kamu yararı yok” denildi.

“REHABİLİTASYON KONUSU TAM BİR YALAN”

Şirketler tarafından çıkartılan madenlerin ardından maden sahalarının rehabilite edilmediğini iddia eden dernek, “Rehabilitasyon konusu tam bir yalan. Madencilik yapılan ve tonlarca siyanür, sülfirik asit gibi kimyasallar kullanılan maden alanları asla eski haline gelmiyor. Hatta çoğu yerde terk edilip gidiliyor. Maden felaketleri sonrasında kesilen cezalar da asla doğaya verilen zararı karşılamıyor.

Ülkemizdeki sömürge madenciliğine, halkı hiçe sayan, halkı evinden, barkından, tarlasından, ormanından, havasından, suyundan eden, çevreyi kirleten, orman ekosistemlerini tarumar eden, şirketlerin kârına kâr katan ve riski halka yıkan bu madenciliğe karşı çıkıyoruz. Bu tabii ki siyasi bir duruştur. Ancak iktidar karşıtlığı üzerinden değil, bilimsel ve ahlaki, etik temeli olan bir karşı çıkıştır. Halktan ve haklıdan yana bir duruştur. Sömürge madenciliğine karşı mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz. Sayın Bakan’ı sömürge madenciliği yerine halktan yana ve doğayı ve ekosistemi gözeten kamusal bir madencilik politikası uygulamaya, madencilikle sağlanan 5-10 yıllık geçici istihdam yerine tarım ve turizm gibi kalıcı istihdam olanakları yaratan politikalar üretmeye çağırıyoruz” açıklamasında bulundu.

Benzer Haberler
Ekoloji

Sinpaş GYO mahkeme kararına rağmen Kızılbük Koyu'nda inşaata devam ediyor

Ekoloji

Nesin Vakfı'nın zeytinliğini kundaklayan kişiler serbest bırakıldı

Ekoloji

CHP'li Sarıbal'dan İznik Gölü'ndeki tahribata tepki: İznik'in kalbine vurulmuş hançer

Ekoloji

AKP'li belediyenin orman katliamını tespit etti, ışık hızıyla görevinden alındı