Kadın

Danıştay savcısı İstanbul Sözleşmesi için mütalaasını açıkladı: Çekilme hukuka aykırı

İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararının iptali için açılan davaların son duruşması bugün Danıştay 10. Dairesi’nde görüldü. Savcı, son 3 duruşmada verilen mütalaayı yenileyerek Sözleşme’den çekilme kararının hukuka aykırı olduğunu ifade etti.

Bugün sabah 8:30’dan itibaren Danıştay önünde onlarca kadın örgütü, baro ve demokratik kitle örgütü toplandı ve basın açıklaması yapıldı.

EŞİK: PINAR GÜLTEKİN İÇİN ADALETTEN VAZGEÇMEYECEĞİZ

Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK) adına basın açıklamasını yapan Tülin Eraslan, hala kendilerine duruşma tarihi tebliğ edilmemiş kadın örgütleri olduğuna, görüşülmeyi bekleyen onlarca dosya olduğuna dikkat çekti, EŞİK Platformu olarak mahkeme başkanından bu konuda açıklama beklediklerini belirtti. Eraslan şunları kaydetti:

“Hukukun üstünlüğü ilkesinin yaşama geçtiğini gösteren bir karar bekliyoruz. Cumhurbaşkanı kararı kadınların yaşamına, eşitlik bilincine, demokrasiye, adalete ve eril şiddetle mücadeleye ağır bir darbe indirdi. Hukuksuz kararın yargı erki üzerindeki olumsuz baskısını Pınar Gültekin kararında gördük. Faile yine erkeklik indirimi verildi. Suça yardım ve yataklık edenler kayırıldı. İstanbul Sözleşmesi hükümlerince ortadan kaldırılması gereken yanlış alışkanlıkların, davanın sürecine egemen olduğu görüldü; sonuç da şiddetle mücadele ilkelerine ve İstanbul Sözleşmesi’ne muhalif, toplum vicdanını yaralayan adaleti öldüren bir karar oldu ne yazık ki!”

“Eril şiddetle mücadele şiddetin önlenmesi ancak mağdurun korunması, failin etkin kovuşturulması ve şiddeti durdurmak için bütüncül politikalar geliştirilmesiyle mümkün. Sanık Cemal Metin Avcıya verilen ödül gibi cezanın ve delil karartan, yardım ve yataklık eden aile üyelerine verilen beraat kararının üst mahkeme süreçlerinde bozularak adaletin sağlanması için tüm kadınların sonuna kadar mücadele edeceğini bir de buradan duyuruyoruz. Eril şiddetle mücadele için bütüncül politikalar geliştirilmesini gerektiren İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyor Danıştay tarafından hukuksuz çekilme kararının iptal edilmesini istiyoruz!”

“BU SALDIRILAR BİZİM GÜCÜMÜZÜ DAYANIŞMAMIZI ARTIRIYOR”

Türk Tabipleri Birliği adına konuşan Şebnem Korur Fincancı, “Halk sağlığı için en önemli tehditlerden biri olan cinsiyetçi şiddete karşı, mücadele etmek hepimizin boynunun borcudur” dedi. Pınar Gültekin’i vahşice katleden Cemal Metin Avcı’ya haksız tahrik indirimi uygulandığını hatırlatan Fincancı, “Biz o nedenle bu mücadeleyi sürdüreceğiz. Bu Sözleşme’nin yalnızca varlığı değil, Sözleşme’nin tüm basamaklarının hayata geçirilmesi için tüm kızkardeşlerimizle birlikte mücadele edeceğiz. O nedenle susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz diyoruz!” diye konuştu.

Ankara Diş Hekimleri Odası adına konuşan Gamze Burcu Gül, “Bir şeyin farkında olmayabilirler, bu kadar saldırı ve baskı bizim gücümüzü ve dayanışmamızı daha da artırıyor. İstanbul Sözleşmesi’nden, yaşamlarımızdan, haklarımızdan elbette vazgeçmeyeceğiz. Biz, çoğumuz kadın çalışanlardan oluşan sağlık alanında çalışıyoruz. Hastalarımızın sağlığını korumak için onları daha iyi ve uzun yaşatmak için yemin ederek mesleğe başlıyoruz. Mesleğimizi icra ederken kendi can güvenliğimizden endişe ederek çalışıyoruz. İstanbul Sözleşmesi’ni savunmak üzere biz yine bir aradayız!” dedi.

Çanakkaleli Kadınlar İnisiyatifi adına konuşan İnci İnsesöğüt, “İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararının ardından bir günde bu inisiyatif kurduk. Günlerce alanları terk etmedik ve binlerce imza topladık. Bu yaşama iradesidir. Vazgeçmeyeceğiz” dedi.

“SAVAŞ ALTINDAKİ UKRAYNA BİİLE SÖZLEŞMEYE İMZA ATTI”

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Temsilcisi Gülsüm Kav, “Yine hakkımızı, hayatlarımızı savunmaya geldik. Bu kadar evrensel bir hakkı, bu kadar küçük bir alana sıkıştırmaya çalışıyorlar. Bunu kınıyoruz. İstanbul Sözleşmesi savunuculuğunu küçülteceğinizi, bizi buraya sıkıştıracağınızı sanmayın. Her tür hukuksuzluğun önünü açacak ya da kapatacak olan, buradan çıkacak karardır. Burada Anayasa olup olmadığının kararını verecekler. Savaş altındaki Ukrayna bile sözleşmeye imza atıyor bundan hiç utanılmıyor mu?” diye konuştu.

HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Ayşe Acar Başaran da Sözleşme’den geri çekilme kararını tanımadıklarını söyledi. Pınar Gültekin’in faili Cemal Metin Avcı’ya verilen indirimi hatırlatan Başaran, “İstanbul Sözleşmesi’nin neden hayati olduğunu söylüyoruz. Her gün bu ülkede en az bir kadın katlediliyor ve iktidar, devlet, kolluk katilleri engelleyeceğine her yerde kadınları engelliyor. Ama buradan bir kez daha ifade ediyoruz; Biz HDP olarak bütün kadınlarla yaşamın bütün alanlarında direnmeye ve İstanbul Sözleşmesi’ni yaşatmak için de mücadele etmeye devam edeceğiz. Başarı ve zafer kadınların mücadelesiyle olacak” şeklinde konuştu.

CHP Kadın Kolları Başkanı Aylin Nazlıaka, “Kadınların can simidi olan İstanbul Sözleşmesi tek adam tarafından fesih edildiğinde tarihler 21 Mart 2021’i gösteriyordu. O tarihten sonra çok sayıda kurum bu hukuksuz kararın iptali için Danıştay’a başvuruda bulundu. Ama Danıştay bu hukuksuzluğa dur demedi. O günden bugüne 500 kız kardeşimiz katledildi. Bugün Danıştay’ın bu hukuksuzluğa dur demesini bekliyoruz” dedi.

Kuzey Ege Kadın Meclisi açıklamasında ise: “10 saat yol geldik, yolculuğun olumsuz koşullarına rağmen kimse sesini çıkarmadı çünkü biz tarihi bir gün için Ankara’ya geliyorduk. Türkiye’nin her yerinden kadınların yürekleri bizimle atıyor. Siz kim oluyorsunuz da bizim ölüm fermanımızı yazıyosunuz? Bu hukuk bir gün size de gerekli olur.” ifadeleri kullanıldı.

“CUMHURBAŞKANI TBMM’NİN GÖREVİNİ ENGELLEMİŞTİR”

Anayasa Hukuku Araştırmalar Derneği adına konuşan Nurhan Demirhan: Cumhurbaşkanı’nın İstanbul Sözleşmesi’ni Türkiye bakımından feshettiğine dair kararı anayasaya aykırı bir yetki kullanımıdır ve devletin kadınları ve ev içi şiddetin mağdurlarını koruma yükümlülüğünü bilimsel standartlar uyarınca yerine getirmeyeceğini ortaya koyan bir irade beyanıdır. Anayasamız milletler arası anlaşmaların onaylanması konusunda yetkiyi yasama ve yürütme arasında paylaştırmışken çekilme kararı usulde ve yetkide paralellik ilkesini gözetmeksizin Cumhurbaşkanı’nca tek başına alınmıştır. Çekilme kararı aynı zamanda TBMM’nin görevini yerine getirmesini engellenmesi anlamına da gelmektedir. İnsan haklarına ilişkin anayasal kazanımlar Anayasa’nın yasama organına tanıdığı düzenleme yetkisinin de sınırlarını oluşturur. Anayasa Hukuku Araştırmalar Derneği üyeleri olarak kadına yönelik şiddet ve ev içi şiddetin baş nedeni olarak toplumsal cinsiyet eşitsizliği ile mücadelenin devletin tüm organlarının pozitif yükümlülüğü olduğunu hatırlatır, Anayasa ve insan haklarına aykırı bu kararın ve sürecin her zaman takipçisi olacağımızı bildiririz.” dedi.

Körfez Bağımsız Kadın Dayanışması adına Süheyla Doğan şunları kaydetti: “Kadınların hayatları ile daha fazla oynamayın. Cumhurbaşkanı kararı hukuksuz ve hükümsüzdür. TBMM iradesi hiçe sayılmıştır. Meclis’in iradesi tek kişiye devredilemez. İstanbul Sözleşmesi bizim için yürürlüktedir. İstanbul Sözleşmesi’nden de toplumsal cinsiyet eşitliğinden de temel hak ve özgürlüklerimizin esas güvencesi olan mücadelemizden de vazgeçmiyoruz. Bugün buraya sözleşmeden çekilme kararının hukuksuz olduğunu Danıştay hakimlerinden duymaya geldik, iptal kararının verilmesini ve kararın hemen bugün açıklanmasını talep ediyoruz. Danıştay hakimlerine sesleniyoruz; kadınlara ve Türkiye’ye daha fazla zarar vermeyin ve daha fazla vakit kaybettirmeyin. Her gün en az 3 kadının öldürüldüğü ülkemizde kadınların hayatları ile daha fazla oynamayın.”

TMMOB Kadın Çalışma Grubu Başkanı Buket Çelik: “Anayasal ve insan haklarımızın sürekli ihlal edildiği hukuksuzluğun arttığı, kadınların taleplerinin yok sayıldığı karanlık günlerden geçiyoruz, gün sorunların esasına karşı da mücadele günüdür. Kamuoyunu yanıltmak için sözleşmenin içeriğini bilinçli olarak manipüle edenler, kadınlara, LGBTİ’lere şiddeti cezasız bırakanlar, tahrik indirimi uygulayarak failleri ödüllendirenler bu cinayetlerin suç ortağıdır. Kadına yönelik şiddetin önlenmesi yönündeki çalışmalarda en önemli yasal dayanak olan İstanbul Sözleşmesi’nin simgesel ve politik kararlarınıza alet edilmesini istemiyoruz, buna izin vermeyeceğiz. Kadına yönelik şiddeti ve şiddeti tolere eden politikaları tolere etmiyoruz. Sistematik hale gelen kadın cinayetlerinde faillere uygulanan tahrik indirimleri üzerinden iktidar eliyle toplum mühendisliği yaratılmakta bu yüzden kadın cinayetleri politiktir. Eşit, özgür, sömürüsüz bir yaşam için haklarımızdan, özgürlüklerimizden, İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz.”

Bodrum Kadın Dayanışma Derneği adına yapılan açıklamada, “Çok büyük laflar etmeyeceğim zaten kazanılmış haklarımız da demeyeceğim. Kürsüde de konuşacağız diyerek Kadın Hakları Beyannamesi’ni yazan kadınlar o günden beri eşit yurttaş eşit cins olma mücadelesi veriyor. Kimseden onay almadı kimse lütfetmedi. Oy, boşanma, nafaka, siyasete katılma hakkımızı evlerde direnerek elde ettik evde kocaya, babaya, ataya direnmeyi biliyoruz bir adamın kararına mı direnmeyeceğiz? Danıştay gereğini yapabilir, erkekler iktidarda biz de evlerden, sokaklardan her yerden gereğini yaparız, o koltukları devralırız” denildi.

Pİr Sultan Abdal Dernekleri Kadın Meclisleri tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Sizin o küçük, karanlık dünyanıza kadınlar sığmaz, biz örgütlü mücadelemizle bu karanlığı aydınlatacağız, sizlere aydınlığın nasıl geleceğini kadınlar gösterecek. Koruyamadığınız kadınları güvenlik gerekçesi ile engelliyorsunuz ya biz bu duvarları yıkacağız. Katledilen hiçbir kadının hesaplaşması bitmeden ölmeyeceğiz. Siz korkularınızla kapandığınız saraylarda kalacaksınız, İstanbul Sözleşmesi ile biz kadınlar bir adım daha öne çıkıyoruz.”

Trakya’dan gelen EŞİK gönüllüleri ise “Bir kişinin çıkardığı fesih kararı Türkiye’de zaten reddedildi, biliyoruz Danıştay’da da reddedilecek ama reddedilmezse de kadınlar açısından bu dava kazanılmıştır.” açıklaması yaptı.

Yapılan açıklamaların ardından duruşma salonuna geçildi.

SAMSUN’DA 12 MAHKEME VAR, BİR YILDA 713 ERKEK ŞİDDETİ DAVASI GÖRÜLDÜ

Evrensel’den Damla Kırmızıtaş’ın mahkeme salonundan aktardığı bilgilere göre, Samsun Barosu Başkanı Pınar Gürsel Yıldırım, “Şehrimde 12 tane asliye ceza mahkemesi var. Sadece bir yılda erkek şiddetinden dolayı 713 duruşma görüldü. Şehrimde bir kadın, koruma kanunu bittiği gün boşandığı erkek tarafından öldürüldü. Gülbahar şu an hayatta olabilirdi. Bu cinayetler önlenebildi. Karşı taraf, ‘Sözleşmeden çıkılsa da 6284 sayılı kanun var, bu yeterli’ diyorlar. Soruyorum 6284 sayılı kanun yeterli mi? Bu kanun önleyebildi mi Gülbahar’ın öldürülmesini? 6284 sayılı kanunda temelinin İstanbul Sözleşmesi olduğu yazıyor. Temeli çekerseniz ne olur?” dedi.

“ÇEKİLME KARARINDA KAMU YARARI NEREDE?”

Antalya Barosundan Aylin Onursev, “Antalya’da Pınar Gültekin’i yakarak katleden Cemal Metin Avcı’ya haksız tahrik indirimi uygulandı. Aynı indirimin kendisine tecavüz eden erkeği öldüren Nevin Yıldırım’a uygulanmadığını hatırlatmak isterim. Sözleşmeden çıkma kararıyla devletin yetkili organları rehavete kapılmıştır. Pınar Gültekin’in katili Cemal Metin Avcı’nın yargılandığı sırada, ‘İstanbul Sözleşmesi’nin iptal edilmesi iyi oldu’ sözlerini size hatırlatırım. İstanbul Sözleşmesi uygulansaydı, bu kadar canavarca hisle hareket eden katile bu kadar az ceza verilemeyeceği açıktır. Sözleşmeden çekilme kararının kamu yararı nerede” diye sordu.

“DAVAYI TARİHİN YARGILAMASINA TERK ETMEYİN”

Kocaeli Baro Başkanı Bahar Gültekin Candemir de sözleşmeden neden çıkıldığını gerekçelendirilmediğini , “Halit Çelenk hocamızın bir sözünü söylemek istiyorum, ‘Uluslararası hukuk çiğnendiğinde bir gün mutlaka tarih önünde vicdanlarından yargılanacaktır.’ Davayı tarihin yargılamasına terk etmemenizi talep ediyorum” dedi.

“SADECE AVUKAT DEĞİL, ŞİDDETE UĞRAMIŞ BİR KADIN OLARAK BURADAYIM”

Kocaeli Barosundan Nuriye Yılmaz, “Kadın hakları merkezinde çalışıyorum. Bugün sadece bir avukat olarak değil şiddet mağduru bir kadın olarak karşınızdayım. Siz, ‘Çocuk niye ağlıyor’ denilerek tokat yediniz mi? Yumruk sonucunda çeneniz kırıldı mı? Yerde dövülürken çocuklarım duymasın diye içine ağlayan bir kadın olarak buradayım. Ve şiddete karşı yargıya başvurulamayan… Bana şiddet uygulayan ve doktor eşim hayatını kaybetti. Yaşasaydı şu an hayatta olmayabilirdim, burada olmayabilirdim. İsmim anıt sayaçta olabilirdi. Ben bugün karşınızda bir avukat olarak da karşınızdayım. Kadınlara umut olmak için buradayım. ” dedi.

“KIZIM BÜYÜDÜĞÜNDE BU CANİLER DIŞARIDA OLMAMALI”

Yalova Barosundan Dilan Çetin, “Çapulcu olmadığımızı, sürtük olmadığımızı ispat etmek zorunda bırakıldık. Şimdi de sözleşmeden çekilmenin hukuksuzluğunu ispat etmek zorundayız. ispat etmek zorunda bırakan tek kişi, biz milyonlarız. Milyonları temsilen tam karşınızda buradayız. Biz inanıyoruz ki sizler yetkinizi kadın çocuk ve ülkemiz için kullanacaksınız. İstanbul Sözleşmesi iyiki de kaldırıldı diyenlerin gerekçesini öğrenmek istedim ama bulamadım. Daha üç gün önce haksız tahrik indirimi yapıldı, adli tıp raporuna rağmen. Katile 23 yıl hapis cezası verildi. Şu an 4 yaşındaki kızımın 26 yaşına geldiğinde bu caniyle aynı ortamda olmasını istemiyorum” dedi.

PINAR’IN KATİLİNE İNDİRİM, FOTOĞRAFINA ENGEL

İstanbul Barosu’ndan Avukat Hülya Gülbahar da Pınar Gültekin’in katili tasarlayarak öldürmesine rağmen nasıl ‘haksız tahrik’ indirimi aldığını sorarak şöyle devam etti: “Kadının elimizde külü kaldı. Hani iç hukukumuz yeterliydi? ‘Ders kitaplarında erkeğe itaat ibadettir’ diyor. Bu nasıl bir anlayış? Bu anlayışa sahip çıkanlar, İstanbul Sözleşmesi’ne karşı çıkıyor. Türkiye’de milyonlarca kadın can güvenliği sorunu yaşıyor. Biz Sözleşmeden çıktığımızda meclisin şiddetle ilgili denetim görevi de gasp edilmiş olacak. Dolayısıyla ülkede şiddetle mücadele politikasız ve araçsız bırakılmış olacak.”

Gülbahar’ın konuşma yaptığı sırada Pınar Gültekin’in fotoğraflarını kaldıran kadınlar güvenlik tarafından engellendi.

EŞİK Gönüllüsü Gökçeçiçek Ayata da, “İstanbul Sözleşmesi, başta kadınlar olmak üzere ev içi şiddete uğrayanları koruyan bir hukuki belge….yeni bir aile kavramı tesis etmiyor.. Sözleşmeden herkes eşit şekilde yararlanmasın diye mi çıkıyoruz??” ifadelerini kullandı.

SESSİZ PINAR GÜLTEKİN EYLEMİ

Bodrum Kadın Dayanışma Derneği, CHP Bodrum İlçe Kadın Kolları, Bodrum Yurttaş İnisiyatifi ve Muğla Barosu’ndan kadınlar, Pınar Gültekin davasında katil Cemal Metin Avcı’ya verilen “haksız tahrik” indirimi kararını, Pınar Gültekin’in fotoğrafının basılı olduğu tişörtlerle salonda ayakta durarak protesto etti. 

SAVCI MÜTALAASINI YENİLEDİ

Avukatların dinlenmesinin ardından savcı mütalaasını açıkladı. Görülen son 3 duruşmada açıklanan mütalaanın aynısını açıklayan Danıştay savcısı, “Çekilme hukuka aykırıdır” dedi. Savcı, salonda ayakta alkışlandı.

Savcı mütalaasının ardından kadın örgütleri, Danıştay önünde bir açıklama daha gerçekleştirdi. Açıklamada, “Ne karar çıkarsa çıksın biz kazandık. İstanbul Sözleşmesi yaşatır! Vazgeçmiyoruz!” denildi.

Benzer Haberler
Kadın

Haziran ayında 31 kadın öldürüldü, 22 kadın şüpheli şekilde ölü bulundu

Kadın

EŞİK: İstanbul Sözleşmesi yaşam ve özgürlük meselesidir, vezgeçmiyoruz!

Kadın

Tarım ve Orman Bakanı Vahit Kirişçi: Kadın erkek eşitliğinden söz etmek asla doğru değil

Kadın

Manisa'da Ummuhan Yurtseven, boşanma aşamasında olduğu Hüseyin Yurtseven tarafından öldürüldü