Güncel

‘Milletin Sesi’ mitingi için yüz binler Maltepe’deydi: “Haramilerin saltanatı yıkılıyor”

CHP’nin İstanbul Maltepe’de düzenlediği ‘Milletin Sesi’ mitingine yüz binlerce yurttaş katıldı. Kılıçdaroğlu, burada yaptığı konuşmada “Kimse umutsuzluğa kapılmasın, haramilerin saltanatı yıkılıyor. Hep birlikte bu ülkenin meydanlarında, sokaklarında, tarlalarında, fabrikalarında, üniversitelerinde özgürce kucaklaşacağız. Az kaldı!” dedi.

CHP İstanbul İl Başkanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre mitinge yaklaşık 600.000 kişi katıldı.

Miting daha önceden 21 Mayıs’ta Bursa’da yapılmak üzere planlanmıştı. Ancak CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’na verilen ceza kararlarının ardından miting İstanbul’a alındı ve tarihi 20 Mayıs’a çekildi.

Mitingte CHP’li büyükşehir belediye başkanları, İstanbul ilçe belediye başkanları, Yüksek Disiplin Kurulu üyeleri, Parti Meclisi üyeleri, milletvekilleri ve genel başkan yardımcıları alkışlarla karşılandı. Ardından da Canan Kaftancıoğlu alkışlarla kürsüye davet edildi.

GEZİ’NİN ADALET TALEBİ GELECEK GÜZEL GÜNLER İÇİNDİR”

Miting başladıktan sonra Gezi Direnişi’nde yaşamını yitirenlerin ve Gezi Davası’nda tutuklananların yakınları kürsüdeydi. Gezi aileleri adına olan konuşmayı, Gezi Davası’nda tutuklanan Tayfun Kahraman’ın eşi Meriç Kahraman yaptı.

“Her yer Taksim, her yer direniş!” sloganları eşliğinde yaptığı konuşmada Kahraman “Gezi’nin adalet talebini yeniden bu meydana taşıyarak demokrasiye güç veren herkese merhaba! Bu adalet talebi gelecek güzel günler içindir, kentlerimizin yağmalanmadığı, kamu kaynaklarımızın yok edilmediği, derelerimizin özgür aktığı geleceğimiz içindir. Bu adalet talebi yargının bağımsız olduğu, yaşama sahip çıkan seslerin duyulduğu, mesleklerinin gereğini yapan, hak savunucularının tutsak edilmediği bir ülke içindir. Bu adalet talebi Ethem’in, Ali İsmail’in, Medeni’nin, Hasan Ferit’in, Abdocan’ın, Ahmet’in, Mehmet’in ve Berkin’in özgür düşleri içindir” ifadelerini kullandı.

“BUNA DUR DEMEMİZ LAZIM”

Gezi aileleri ardından sahneye çıkan kağıt toplayıcılığı yapan bir Nusret Güllü kürsüye çıktı. Güllü, “Eskiden davul zurna çalardık, onu yasakladılar. Şimdi de çekçeğimize el koydular. Evvelden pazarda kenara atılanları toplayarak geçiniyorduk şimdi domates 20-25 lira oldu o eskimiş domatesleri de atmıyorlar artık. Bizlere ekmek bırakmadılar, buna artık dur dememiz lazım” ifadeleriyle ekonomik krize tepki gösterdi.

“KAPIMIZIN ÇALINMASINI İSTİYORUZ”

Güllü’nün ardından 65 yaşında çalışmak zorunda kalan, bulaşıkçılık yapan Nazife Canoğlu isimli yurttaş kürsüdeydi. Canoğlu, “70 yılından beri Türkiye’de yapmadığım tek şey hırsızlık. Her yola başvurdum, namusumu ve şerefimi koruyarak. Fakat bu demek değil ki 10 senedir her şeyim bitti, şu anda herkes denizde yüzüyor, benim gibiler karaya, kuma vurdu. Niye sormuyoruz? 2 senedir bana gelen yardımlarla ayakta duruyorum. Benim eşim emekli, 3000 lira maaşı var, 1600 lirası kira, 1000 lirası faturalar. Geri kalan kısmını siz hayal edin. Beni idama da götürseler aynı laflarımı bütün başımıza gelenleri söyleyeceğim. Biz garibanları sormalarını, kapımızın çalınmasını istiyoruz şeklinde konuştu.

“İHTİYAÇ SAHİPLERİNE ET VEREMİYORUZ”

Nazife Canoğlu ardından kasaplık yapan Fatih Uludağ isimli yurttaş bir konuşma yaptı. Uludağ “20 yıldır kasaplık yapıyorum. Ama 20 yıldır en kötü zamanımı geçiriyorum. Çünkü benim çıraklık zamanında ihtiyacı olan insanlar dükkanımıza geldiğinde ustalarımız onları geri çevirmememizi söylerdi. Ama şu anda ihtiyaç sahibine bir parça et veremiyoruz. Çünkü tezgahımıza koyduğumuz etten kar edeceğiz derken bir sonraki eti zamlı alıp zarar ediyoruz. Daha iyi et verebilmek için dolaplar kullanıyoruz, kullandığımız bu dolaplarla fazla elektrik harcamak durumundayız. Bu faturalar çok fazla geliyor. Vatandaş da yüksek faturalardan şikayetçi.” ifadelerini kullandı.

“BU SİSTEM UTANSIN”

Ev işçisi Muazzez Süngür, “Çocuklarımın okumasını ve bizden daha iyi yaşamasını istiyorum. Her geçen gün bu mutluluğum azalıyor. 1 2 sene öncesine kadar çocuklarımızı nasıl okutacağız, iyi bir eğitim verebilecek miyiz diye düşünürken şimdi acaba onların karnını nasıl doyuracağız diye düşünüyoruz. Hayat şartları o kadar zor ki. Ve gittikçe daha da zorlaşıyor. Ben 8 yaşındaki çocuğumla markete gidemiyorum, olur da bir şey isterse alamam ve üzülür, o üzülürse de ben de üzülürüm diye. Bizi bu hale getiren sistem utansın.” dedi.

“FAŞİZM KAYBEDECEK”

Esenyurt’ta tornacılık yapan Abdullah Korkunç, “Ben 20 yıllık ustayım, bana asgari ücreti layık görüyorlar. Asgari ücretle ve sosyal güvenlik imkanlarından yoksun şekilde yabancıları çalıştırıyorlar. Emeğimizi, ustalığımızı değersizleştiriyorlar. Bu çok ağır bir şey. Faşizm kaybedecek, halklar kazanacak” dedi.

“HARAMİLERİN SALTANATI YIKILIYOR”

Yurttaşların konuşmaları ardından CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu kürsüye çıktı. Eşi Selvi Kılıçdaroğlu’yla birlikte önce mitinge katılan yurttaşları selamlayan Kılıçdaroğlu konuşmasında şunları söyledi: 

“Hiç kimse umutsuzluğa kapılmasın. Haramilerin saltanatı yıkılıyor. Yaklaşık 5 yıl önce bu meydandaydım. Ankara’dan İstanbul’a milyonlarla birlikte yürümüş, 9 Temmuz’da bu meydanda milyonlarla buluşmuştum. Kimse bu yürüyüşün bir son olduğunu düşünmesin, bu yürüyüş ilk adımımdır demiştim. 5 yıl önce ilk adımını attığımız yürüyüşün finaline yaklaşıyoruz. Az kaldı, bu kentin, bu meydanlarında, sokaklarında, tarlalarında, fabrikalarında, üniversitelerinde, özgürce kucaklaşacağız. Meraklanmayın. Az kaldı.

Benden önce halkınızın çığlığını dinlediniz. Birileri Türkiye’yi zifiri karanlığa sürüklemek istiyor. İnsanlığı korkuyla sindirmek istiyor. Yaratılmak istenen bu korku ikliminin aparatlarını hepimiz çok iyi biliyoruz. Siyasallaşmış yargı, mafya, uyuşturucu, kaçakçıları, paramiliter yapılar, beşli çeteler, yandaş medya ve beslemeleri, trol ağaları, insan kaçakçıları, silah kaçakçıları, hepsi ama hepsi birlikte çalışıyor.

“TEK AMAÇLARI KORKU İKLİMİNİ YARATMAK”

Bunların tek bir amacı var. Korku iklimini yaratmak ve bu iklimden nemalanmak. Bunu hem siyasi, hem finansal açıdan nemalanmak için yapıyorlar. Bu milleti korkutarak bu sistemi ayakta tutmak istiyor. O ve sarayı giderse ‘Kaos olur’ algısını oluşturma peşindeler. Bu algıyı pekiştirmek için sudan sebeplerle evleri basıyorlar.

İnsanları gece yarısı gözaltına aldırıyorlar. Tutukluyorlar. Okulları basıyorlar. Tweet attılar diye liseli çocukları okullarından alıyorlar. Yeşili savunan, doğayı savunan aktivistlere ağır hapis cezası verdiriyorlar. Bebekleri babalarından, annelerinden koparıyorlar. Hapse atılan gazeteciler, siyasetçiler, siyasilere getirilen siyaset yasakları. Şimdi bir adım daha atıp partileri kapatmaya hazırlanıyorlar.

Konserleri yasaklıyorlar. Kürtçe müziğe dahi tahammül edemiyorlar. Bu ülkenin ulu çınarı olan sanatçıları mahkeme koridorlarında süründürüyorlar. Saray ve şürekasının dilinden düşmeyen bir kelime var. ‘O yasak, şu yasak’. Tahammül edilemeyen K-Pop, tahammül edilmeyen gençler, tahammül edilmeyen eğlence, tahammül edilmeyen mizah, tahammül edilmeyen yaşam tarzı, tahammül edilmeyen özgürlük…

Biz ise CHP olarak gençlerden Atatürk’ün dediği gibi, ‘Fikri hür, vicdanı hür’ bir nesil bekliyoruz. Gençlerimizin her birisinin fikri hür ve vicdanı hürdür.

“SARAY REJİMİNDE GENÇLERE UYUŞTURUCU, BAHİS, KUMAR VAR”

Fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür ne demek? İktidar değişsin, ülkeye bolluk bereket geldi, ülkeye huzur geldi, ülkeye hak hukuk adalet geldi diye yetinmeyeceksiniz. Nerede bir hata görürseniz, nerede bir yanlış görürseniz, bizi özgürce eleştireceksiniz. Bu pencereyi açıyorum size. Eleştirmekten korkmayacaksınız, çekinmeyeceksiniz. Saray rejiminde gençlere eğlence yok. Saray rejiminde bolca uyuşturucu var. Saray rejiminde gençlere bahis, kumar var. uyuşturucu baronlarıyla kol kola olanlar var. Memleketi bir uyuşturucu bataklığına çevirdiler. Bugün Türkiye’de her gelir grubuna göre pazarlanan uyuşturucu var.

Kadın cinayetleri, işçi cinayetleri, siyasilere suikast hazırlıkları. Biz kullanışlı aparatlarla kavga edeceğiz. Sonuna kadar edeceğiz, ben kazanacağım. Bu haklı davamızın önünü kesmek için sürekli bir güvensizlik ortamı yaratmak istiyorlar. Başaramayacaklar. Söz veriyorum biz kazanacağız.

“ÜLKEMİZ AĞIR BİR EKONOMİK BUHRANIN İÇİNDE”

Sarayın üstünü örtmek istediği ekonomik krizin acı gerçeklerini halkımızdan az önce dinlediniz. Ülkemiz, ağır bir ekonomik buhranın içindedir. Bu, hakka, hukuka ve adalete sırt çevirmenin sonucudur. Bu ekonomi, adaletsiz yönetimin sonucudur. Milyonlarca aile ağır yoksulluk içinde geçinemiyor. Gençleri umutsuzluğa mahkum etmek istiyorlar. Enflasyon yüzde 150’lere dayanmış Onlar, emeklinin bayram ikramiyesine tek kuruş zammı dahi çok görüyorlar.

En değerlimizi, gençlerimizi kaybediyoruz. Gençlerimizin yüzde 70’i yurt dışına gitmek istiyor. 550 bini gitti bile. Bu saray ve şürekasının tek yapabildiği harami, hamasi söylemler. Onların hamasi söylemlerinde yalanlardan da hepimiz bıktık. Hep aynı muhabbetleri yapıyorlar dikkat buyurunuz. Ağızlarını açtıklarında yok efendim ‘2023′, yok efendim ‘Japonya-Almanya bizi kıskanıyor’, yok efendim ‘Anlaşmalarda gizli maddeler var’. Bunların tamamı yalan, yalan ve yalan! Çok uzun süredir söyleyecekleri elle tutulur hiçbir şey kalmadı. Ama az kaldı. Uzun zamandır değişim rüzgarları esiyor. Türkiye değişime hazır.

Bizler bu değişime hazırız. Kollarımızı sıvayıp hemen çalışmaya başlamak zorundayız. Ekonomiyi yeniden inşa etmek zorundayız. Yolsuzluk yapanların, kul hakkı yiyenlerin kim olduklarına bakmadan hepsinin kafalarına inmek zorundayız.Sarayın ve o fotoğrafçı suç işleri bakanlığının elinden yetkiyi aldığımız an, hepsinin, bu beşli çetelerin tamamının defterini dürmek zorundayız. Biz bu beşli çetelerin kurduğu düzeni bozacağız. Bunların düzenine çorap sokacağız. Kan emicileri sırtımızdan söküp atacağız. Buraya bir parantez açıyorum.

Beşli çetelere, mafyalara, baronlara seslerini çıkarmayanlar, iyilikte yarışan belediyelerimize baskı kuruyorlar. Onların halka hizmetini engellemek istiyorlar. Ama belediye başkanlarımız, siyasi talimatla kurulan bütün baskıları, kumpasları aşarak, entrikaları boşa çıkararak, halka hizmetlerini sürdürüyorlar ve sürdürecekler. Sevgili dostlarım, bu düzen haramilerin düzenidir.

“NEOLİBERALİZME KARŞIYIM”

Milyonların sesi olmak için bir hafta süreyle karanlıkta kaldım. Ben neoliberalizme karşıyım. Bırakın halkı sömüren sömürsün, piyasa kendi dengesini bulur söylemine karşıyım. Türkiye’de toplumun belleğine yerleştirilen bu anlayış, iktidar destekli sömürme ve köleleştirmeye dönüştü. Bu yüzden, insanların geçim kaynaklarını korumak ve yeni fırsatlar yaratmak için devletin müdahil olması gerektiğine inanıyorum.

Evet, vergide indirim istiyorum. Ancak bunu yapabilmek için kamu maliyelerimizin sürdürülebilir bir temele oturtulması gerektiğine inanıyorum.

“UNUTUN KENDİNİZİ!”

2 kadın gazeteci, sadece işlerini yaptıkları için tehdit ediliyor. Lafı dolandırmadan açıkça ifade ediyorum. Paramiliterlere, mafyalara, uyuşturucu baronlara, kendini derin devlet olarak ilan eden müptezellere, SADAT’a, Asrika meczuplarına, olur da bu onurlu gazetecilerin tırnağına gelirse, siz kendinizi unutun. Bir daha açık söylüyorum; unutun kendinizi!

Ben suçla mücadeleye inanıyorum. Organize olan suçluların hepsini bu toplumdan söküp atmaya inanıyorum. Türkiye’ye gelen kaçakların, özellikle Afganların ve Suriyeli sığınmacıların ülkelerine geri gönderilmesi gerektiğine inanıyorum. Benim vatan sevgimde ‘Sınır namustur’ anlayışı var. Yol geçen hanına dönen bu sınırları koruyamayanlar, devleti yönetemezler. 8 milyon kişi plansız, programsız, başımıza bindirdiler. Ülkemiz artık bu yükü taşıyamıyor. Bu nedenle gitmek zorundalar. Gidecekler. Davulla, zurnayla, kardeşçe göndereceğiz kendi ülkelerine. Hiç kimse unutmasın, biz ırkçı değiliz! Asla ve asla bu temiz milletin alnına kara leke sürülmesine izin vermeyeceğiz.

“ÜLKE ELDEN GİDİYOR”

Ülke elden gidiyor. Birlikte olmak zorundayız. Birlikte mücadele etmek zorundayız. Vatan bizim vatanımız. Bayrak bizim vatanımız. Tıpkı Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde kazandığımız Kurtuluş Savaşı gibi. Neye inandığımız, geçmişte hangi partiyi desteklediğimiz önemli değil. Eski tartışmaları bir tarafa bırakıp gerçek değişimi sağlamak için birlikte çalışmak zorundayız. Demokrasi ve adalet mücadelesini, kimseyi ayırmadan, kimseyi ötekileştirmeden, kimseyi dışlamadan hep birlikte bu mücadeleyi vermeliyiz.

Genç muhafazakarlara da seslenmek istiyorum. Bu sorunlar, bir kısım insanın sorunu değil. Bu sorunlar hepimizin sorunu. Ey muhafazakar genç kadın! Bu aynı zamanda senin de sorunun. İl başkanımıza siyaseti yasaklayan zihniyet, senin İstanbul Sözleşmeni de, nafakanı da kesmek istiyor. Canan başkanın başına gelene sen ses çıkaracaksın, sesini yükselteceksin. Genç muhafazakar kadın, sen! Çünkü aynısı sana da yapılacak. Çünkü SADAT’ların Asrika toplantılarında sen yoksun.

Seni dinlemezler. O toplantılarda vatana ihanet suçu işlenirken, erkekler oturdu yeni anayasa yazdı. Sen orada yoksun ve olmayacaksın, kayıtsız kalamazsın ey genç muhafazakar kardeşim! Bu seçimde kararsızım diyemezsin! Kayıtsızlık bir cevap değildir. Kayıtsızlık bir başlangıç değil bir sondur. Bu nedenle kayıtsızlık, her zaman saldırganın yararınadır. Saldırgana karşı dik durmalısın, onurlu durmalısın.

İKTİDARA GELDİĞİMİZDE DEĞİŞMEYECEĞİM”

Bugüne kadar değinmediğim 2 konuya daha değineceğim. Samimi olacağım. Düşündüklerimi amasız, fakatsız sizlerle konuşuyorum;

Bazıları hala öğretilmiş çaresizlikle, bir partinin ve bir parti liderinin halkını dinlemesini bir zayıflıkmış gibi algılıyor. Bir liderin kibar olmaması gerektiğini söylüyorlar. İyi kalpli olmak, iyi olmak, devlet adamı olmak zayıflık gibi gösteriyorlar. Biz birlikte oluyoruz. Biz birlikte iktidar oluyoruz. Ben, iktidar olduğumuzda asla değişmeyeceğim. Ben neysem oyum! Nerede durduğumu biliyorsunuz ve bunu değiştirmek niyetinde değilim. Kibar olmayı, dinlemeyi, anlamayı, dezavantajlı olanların derdine koşmayı değiştiremem. Değiştirmeyeceğim. Tam aksine, inadına koşacağım.

İyi insan olmayı zayıflık olarak gösterenler, bir yüzükle yola çıkanlar, bugün milletin celladı haline geldi. Onlar saraylarda fink atıyorlar, millet ise aç! Kendi celladınızı seçmeyin. Bu şov dünyası değil, bu bir demokrasi arayışı. Ciddi olmak zorundayız, vicdanımızın sesini dinlemek zorundayız, ahlaklı olmak zorundayız, ahlaki değerlerimizi yüceltmek zorundayız.

“HATALARINDAN DERS ÇIKARMASINI BİLEN BİR PARTİYİZ”

Diyorlar ki ‘Ama CHP de geçmişte böyle yaptı…’ Evet hatalar oldu. Evet, biz bugün çok mükemmel bir parti olduğumuz iddiasında değiliz. Ama biz, hatalarımızdan ders çıkarmasını bilen bir partiyiz. Siz de, Allah da şahidimdir ki; kendimizi geliştirmek ve düzeltmek için çok çaba harcıyoruz. İnanmaktan, denemekten, öğrenmekten ve şükretmekten vazgeçmeyenlerin başına harika şeyler gelir. İşte biz şu an bu ortamdayız.

Tam anlamıyla mükemmel olmasak da mükemmel bir göreve talibiz. İşsizlere iş sağlamak, ülkeye kardeşliği getirmek, milleti huzura kavuşturmak, hiçbir çocuğun yatağa aç girmediği bir Türkiye’yi yeniden inşa etmek. Bu söylediklerime inanıyorsanız, bize katılın. Akılcı bir ekonomi yönetimine inanıyorsanız bize katılın. Silivri korkusu olmadan konuşmak istiyorsanız bize katılın. Barış akademisyenleri görevlerine dönsün, harp okulu öğrencileri serbest kalsın diyorsanız bize katılın.

Çevreyi, kurdu, kuşu, ormanı önemsiyorsanız bize katılın. Eğitim ve sağlık için daha fazla sağlık istiyorsanız biz katılın. Çocuklarınızı bu güzel ülkede tutmak istiyorsanız bize katılın. 128 milyar doların kimlere satıldığını öğrenmek istiyorsanız bize katılın. Ödediğiniz vergilerin nerelere harcandığını öğrenmek istiyorsanız bize katılın. İsraf haramdır, yolsuzluk haramdır, yandaş kayırmak haramdır diyorsanız bize katılın. Asgari ücretli açlık sınırına mahkum olmasın diyorsanız bize katılın…

Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına girerken, yepyeni ve tertemiz bir sayfa açmak için, ülkemize çöken zifiri karanlığı parlak bir aydınlığa kavuşturmak için, görüşü, inancı, kimliği, partisi fark etmeksizin, bu ülkenin bütün onurlu insanlarının hakkını ne pahasına olursa olsun, sonuna kadar savunacağım. Bu ülkeden çalınanları tavizsiz geri alacağıma buradan bir kez daha söz veriyorum. Söz veriyorum! Söz veriyorum!”

Kılıçdaroğlu’nun konuşmasının sonunda ‘Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz’ türküsü okundu. Kılıçdaroğlu ile birlikte CHP’li belediye başkanları, yöneticiler, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu sahneye çıkarak, vatandaşlara gül dağıttı, ardından ‘Güzel Günler Göreceğiz’ şarkısı çaldı. Vatandaşlar ve sahnedekiler hep beraber şarkıları söyledi.

Fotoğraflar: CHP/Twitter

Benzer Haberler
Güncel

TGRT ve Türkiye Gazetesi'nin hesabı yorumlara kapatıldı

Güncel

Asgari ücret tespit komisyonu, çarşamba günü toplanacak

Güncel

Hopa'da çay üreticileri AKP'nin yasa tasarısını protesto etti

Güncel

Şaka değil gerçek: 20 liralık borç yüzünden gözaltına alındı