AleviKadın

Alevi kurumları İzmir’de “Aleviler; Din, beden, cinsiyet; neşeden kedere” sempozyumu düzenledi

Alevi Bektaşi Kültürünü Tanıtma Derneği (ABKTD), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) ve Narlıdere Cemevi öncülüğünde İzmir’de ‘Aleviler; Din, Beden, Cinsiyet ; Neşeden Kedere’ sempozyumu yoğun katılımla gerçekleştirildi. 

Kültürpark Fuar Alanı’ndaki İsmet İnönü Sanat Merkezi’nde yapılan sempozyumda üç gün boyunca Alevilik, toplumsal cinsiyet, cinsel yönelim, cinsiyet kimliği tartışıldı. Sempozyum, 13 Mayıs’ta düzenleyici kurumlar ve sempozyum koordinasyonu adına açılış konuşmaları ile başladı. Kurum temsilcileri açılış konuşmalarında İstanbul Sözleşmesi’nin kaldırılmasını eleştirdi.

“KADINLAR OLARAK SUYA TAŞ ATTIK”

3 gün süren sempozyumun açılış konuşmasını yapan Alevi aktivist Çilem Küçükkeleş, Alevi örgütlerinin ilk defa böyle bir sempozyumda bir araya geldiğini söyledi. Küçükkeleş, Alevi kadınların bu sempozyum ile bir ‘Ne Yapılabilir’e dair adım olduğunu vurgulayarak, “Büyüklerimiz gayret ederek sonuç alabilirsiniz derlerdi. Bugün de bir gayret içerisindeyiz. Daha önce örgütlü güçlerimizin çağrısıyla yapılan bir sempozyum olmadı. Bu sempozyumu diğerlerinden değerli kılan burada konuşmaya başlayarak yeni bir şeyi öreceğiz. Ne yapabiliriz diye sormaya yönelik ilk adımı atıyoruz. Suya taş attık ve suyu üzerimize sıçratmaya karar verdik. Bu adım aynı zamanda birleşmeye yönelik bir adım. Bu üç örgütümüzün karar verdiği, yol yürüdüğü bir başlangıçtır” dedi.

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği önceki dönem genel başkanı Gani Kaplan ise Alevi örgütlerinin erkekleştiği eleştirisinde bulunarak, “Alevi örgütlenmesi tarihinde büyük bir iş yapıyor. Birçok kadın cinayetinin olduğu, Alevi örgütlerinin erkekleştiği bir dönemde bu çalışma değerlidir. Bir tek kişinin ağzından çıkan kelime ile İstanbul Sözleşmesi kaldırılıyor. Alevi örgütleri olarak çok erkekleştik. Dini eğitim kıskacı adı altında çocuklarımız namaz kılmaya zorlandı, işkence gördü. Alevilerde aile içi şiddet, kadına şiddet var mı? Var. Bu bizler için de bir gerçektir. Alevi örgütlerinin her geçen gün erkekleştiği bu dönemde böyle bir sempozyum çok önem taşıyor.” diye konuştu.

Kaplan’dan sonra sempozyum destekleyicilerinden İzmir Büyükşehir Belediyesi temsilcisi, Hacı Bektaş Veli’nin sözlerini hatırlatarak kadın-erkek eşitliğine dikkat çekti. Ardından Prof. Dr. Eser Köker, sempozyumun açılış bildirisini sundu. Köker, İstanbul Sözleşmesi’nden Gezi davasındaki cezaları toplumsal bir dehşet sarmalında olduğumuzu vurguladı. Aysel Tuğluk’a cezaevinde yaşatılan şiddeti hatırlatarak, “Yaşayarak direnen kadınların Kürtçe öykülerini çok önemsiyorum. Ancak onları duyabildiğimiz zaman, onlarla beraber düşünebildiğimiz zaman onu kendi tecrübemiz haline getirebilir, yeni kuşaklara bu deneyimi aktarabiliriz” dedi.

Sempozyumun ilk gününde, “Türkiye’de Modernleşme, Kurucu Rejim ve Toplumsal Cinsiyet” tartışıldı. Dr. Cemal Salman’ın kolaylaştırdığı oturumda Sema Semih, Doç. Dr. Sevgi Uçan Çubukçu ve Av. İlhan Cihaner konuştu.

“CİNSİYET, BENİM İÇİN BİR BELA OLAGELDİ”

Sema Semih, “Toplumsal Cinsiyet Krizi ve Cinsiyet Kimliği Mücadelesi” sunumunda toplumsal cinsiyetin tarihsel seyrini aktardı. Kendi hikayesinden başlayarak, “Benim kendimi tarifleyecek kavramlarım henüz yokken ben aslında ‘kız gibiydim’ tüm dünya için. İlerleyen yıllarda özgür olabilmek, hakikat ve adaleti ortaya koyabilmek için mücadele etmekten başka bir şansım olmadığını fark ettim” dedi ve ekledi: “Judith Butler’ın da dediği gibi cinsiyet benim için de bir bela olageldi. Kaçamıyorum cinsiyetten ve cinsiyetlendirilmekten. Bundan sonra da kaçamayacağım gibi duruyor.”

“TÜRKİYE MODERNLEŞMESİNİN CİNSİYETLENDİRİLMİŞ SINIRLARI”

Doç. Dr. Sevgi Uçan Çubukçu da, “Türkiye Modernleşmesinin Cinsiyetlendirilmiş Sınırları ve İhlalleri” üzerine konuştu. “Feminist hareketler ve feminist düşünce, coğrafyamızda tarih boyunca kayda değer birçok olay yaşamıştır” diyen Çubukçu, “Bu kırılma noktaları Osmanlı İmparatorluğu’nun Tanzimat Dönemi ile başlamış ve modern Cumhuriyetin oluşumu ile devam etmiştir. Bu dönemde, modernleşme paradigması içinde eşitlik de dahil olmak üzere hem kamusal hem de özel alanda kadınların yaşamlarında önemli yasal değişiklikler oldu” dedi.

“KADIN VE LGBTİ+ DÜŞMANLIĞINDA YENİ SÜRECİN KURUCUSU DİYANET”

Son konuşmacı İlhan Cihaner ise “Kurucu Rejimin Toplumsal Cinsiyete Bakışı: Devrim-Reform?” başlıklı sunumunu yaptı. Toplumsal cinsiyet tartışmalarında Macaristan ile Türkiye’nin birbirinin fotokopisi gibi olduğunu vurgulayan Cihaner, “Geldiğimiz noktada toplumsal cinsiyet tartışmalarının Türkiye’de gereği kadar güçlü bir politik güç olmasının önündeki en temel engellerden birisi Diyanet’in bir kurucu kurum olarak yaptıkları. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın LGBTİ+ ve kadın düşmanlığındaki yeni sürecin belirleyenlerinden olduğunu görüyoruz” dedi.

“BİRÇOK FEDERASYONUMUZ EŞİT BAŞKANLIK İLE YÖNETİLİYOR”

Sempozyumun üçüncü oturumunda konuşan AABK Eşit Başkanı Nevin Kamilağaoğlu, “O kadar güzel sonuçlar aldık ki birçok federasyonumuz eşit başkanlık ile yönetiliyor. Tüm bu tecrübelerin Türkiye’deki Alevi kadın hareketi içerisinde kullanılması gerekiyor” dedi.

AABK Eşit Başkanı Nevin Kamilağaoğlu, Müslüman ailelerin kendi çocuklarına inançlarını çok rahat bir şekilde öğrettiğini ifade ederek, “Orada hiç düşünmediğimiz Aleviliğimiz karşımıza çıktı. Avrupa’daki Alevi örgütlenmesi sonrasında Alevi gençlerin intiharı geriledi. Alevi inancının ritüellerini hiç hatırlamıyorum. Köyümüzde son cem 1957 yılında olmuştu. Çok politik bir köydü. Kimlik sorununun gündeme gelmesi ile birlikte Alevi hareketine ilgim uyandı. Çocuklarım için olmam gerekiyordu. Siyasi ilişkilerim asla bitmedi, mücadele etmeye başladım. Daha sora Alevi örgütlenmesinin yönetimine girdim” dedi.

“İNSANLARIN AİT HİSSETTİKLERİ KİMLİKLERİ OLUYOR”

Yazar Kelime Ata da, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin ilk kadın genel sekreteri olduğunu belirterek başladığı konuşmasında, “Bunun devamının da olmasını diliyorum. Demokratik Alevi örgütlenmesinde kalıcı bir sorun olduğunu düşünmüyorum. Pratikte sorun olduğunu düşünüyorum. Alevi örgütlenmesinde neden Aysel Tuğluk, Gülten Kışanak gibi güçlü kadınlar çıkmadı diye soruluyordu. İnsanların ait hissettikleri kimlikleri oluyor” diye konuştu.

Alevi aktivist Nuran Kılıçkaya da, “Biz kadınlar hep içimize konuştuk, sesimiz kendimizde kaldı” diyerek başladığı konuşmasında, Alevi kurumlarında seçimi kazanmaya yönelik bir iktidar girişimi olduğunu anlattı. “Alevi hukuku mu, dernek hukuku mu?” diye soran Alevi aktivist Nuran Kılıçkaya, “Bunun ciddi anlamda konuşulması gerekiyor. Yeni yol ve yöntemleri konuşmak lazım. Bunlar yol yürüdükçe oluyor ve olacaktır” ifadelerine yer verdi.

“ALEVİLERİN İLK KAMUSAL İLETİŞİMİ SEMBOLLER İLE OLUYOR”

Sempozyumun ikinci gününde, “Medyanın Ötekileri, Ötekilerin Medyası: Gör Diyene Kör, Duy Diyene Sağır” konu başlıklı sunumlar gerçekleşti. Oturumu Ali Duran Topuz kolaylaştırdı. Oturumda Doç. Dr. Halise Karaaslan, Dr. İlkay Kara ve İnci Hekimoğlu konuştu.

Alevi medyasının gelişim seyrine dair konuşan Doç. Dr. Halise Karaaslan, “Kentleşme Aleviliğin iletişimsel görünürlüğünü değiştiriyor. Kamusal alanda hem kendi arasında iletişim ile hem de yabancılar ile iletişimde araçlara ihtiyaç duyuyor. Alevi medyası hem nicelik hem de nitelik olarak geniş bir alana yayılmış durumda” dedi.

“HER KUSURUNUZ KADIN OLMANIZA BAĞLANIR”

‘Medyada “Öteki” Kadınlar’ başlığıyla sunum yapan Gazeteci İnci Hekimoğlu, kadın gazetecilerin taciz, siyasi baskı ve mobbing gibi zor şatlarda mesleğini icra etmeye  çalıştığını belirterek şöyle konuştu: “Medya içindeki kadınlara dönersek eğer televizyon programlarında çoğu erkektir. Kadınlar genelde sunucu ve moderatördür. Onlarda genç ve güzel olmak zorundadır. Genel yayın yönetmeni bir kadın yok. İki kat çalışmak zorundasınız. Öncelikle erkek meslektaşınız yanında daha zeki, çalışkan olmak zorundasınız. Çünkü her kusurunuz kadın olmanıza bağlanır.”

Kaynak ve Fotoğraf: PİRHA

Benzer Haberler
Alevi

Sivas'ta binler katliamın 29. yılında Madımak Oteli'ne yürüdü: "Unutmadık, unutmayacağız, unutturmayacağız!"

Alevi

AABK 'Sanal Madımak Müzesi' çalışmalarına başladı: Madımak'ın dünyanın her yerinde öğrenilmesi sağlanacak

Alevi

EHP: Sivas'ın katillerinden, katliamın faillerinden hesap soracağız

Kadın

Haziran ayında 31 kadın öldürüldü, 22 kadın şüpheli şekilde ölü bulundu