KadınÖzel Haber

Yeni nafaka düzenlemesi kadınlar için ne ifade ediyor?

Batuhan GÜNDOĞDU
Yol TV Editörü

Adalet Bakanı Bozdağ’ın incelemeye aldığı yeni nafaka düzenlemesinin detayları ortaya çıktı. Yeni düzenlemeye göre nafaka hakkının süreye bağlanması ve boşanmaların hızlandırılması söz konusu. Yeni düzenlemenin kadınlar için ne anlama gelebileceğini ve olası sonuçlarını Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Kadın Meclisleri Genel Sekreteri ve Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK) Gönüllüsü Fidan Ataselim, EŞİK Gönüllüsü Avukat Selin Nakıpoğlu ve EŞİK Gönüllüsü Avukat Hülya Gülbahar ile konuştuk.

Yeniden Adalet Bakanlığı’na getirildikten sonra konuyu gündeme taşıyan Bekir Bozdağ, geçen sene verdiği bir röportajda “1 gün, 1 ay, 5 ay evli kalıp ölene kadar nafaka verme yükümlülüğü adil değil. Bunun bir ölçüsünün olması lazım” açıklamasında bulunmuştu.

Kadın örgütleri 6. Yargı Paketi’nde yer alan yeni nafaka düzenlemesinin, kadınların bugüne kadar kazanılmış olan haklarına dair tehditler içerdiği konusunda tepkili. Açıklamalara göre boşanmaların hızlandırılması, nafakanın evlilik sürelerine göre belirlenmesi, istihdamda erkeklere göre çok daha az oranda yer alan kadınlar ve çocukları için ciddi olumsuz sonuçları doğuracak.

“DÜZENLEME BİR AVUÇ SÖZDE MAĞDUR ERKEK İÇİN, MİLYONLARCA İŞSİZ BIRAKILMIŞ KADINA KARŞI”


Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Kadın Meclisleri Genel Sekreteri Fidan Ataselim, “Mevcut nafaka yasası gayet yeterli bir düzenleme. Nafaka almaya hak kazananın da nafakanın hangi koşullarda kesileceği de yazıyor. Yeni düzenleme ile Cumhurbaşkanı Yardımcısının verdiği verilerdeki yüzde 66’si ödenmeyen nafakanın da ortadan kaldırılması isteniyor” ifadelerini kullandı ve yapılmak istenenin nafakadan yola çıkarak kadınların Medeni Kanun içerisindeki haklarının kısıtlanması olduğunu söyledi. 

Düzenlemenin “bir avuç sözde mağdur erkek” için ve toplumun milyonlarını oluşturan “işsiz bırakılmış kadınlara” karşı yapıldığını belirten Ataselim, “Rahatsız olmalarının sebebi konforları. Mağdurum diyenlerin bir dava belgesi yok, kaydı yok, araştırması yok. Bu yazıyı okuyanlar düşünsün, o sözde mağduruz diyenler borçlandım diyenler kimler? 200 300 liralık yoksulluk nafakasını ödememişler, bir de mağdurum diyorlar. Ortada bir zarar gören varsa kadınlar ve çocuklardır. Mahkemeler bu kadar nafaka ödeyecek parası olmayan kişinin nafaka ödemesine karar vermiş olabilir mi? Mümkün değil…” sözlerini kaydetti.

“SİYASİ İKTİDAR KADINI ‘KUTSAL AİLE’YE HAPSEDİP HAKLARINI ELİNDEN ALMAK İSTİYOR”

Ataselim, toplumsal cinsiyet eşitsizliği sebebiyle eğitim alamamış, çalışamamış olan kadınların boşanma sonrasında yoksulluğa düşmesinin şaşırtıcı olmadığını söyleyerek, “Olağan günlerde bile nice hakkından eşitçe yararlanamayan kadınların 3-5 yıl içerisinde hayatın olağan akışında standartlarına kavuşması hayaldir. İmkanı olursa zaten nafaka kesilir. Ama olamazsa kadın başının çaresine baksın denilemez. Bu sorumluluğu kadına yüklemenin bu erkek egemen sömürü düzeninin gereği olarak işlediğini görmek gerek.” dedi.

Erkeklerin ittifakının milyonlarca kadına karşı yürüdüğünü ifade eden Ataselim, bunu değiştirmek için tüm kesimlerin elinden geleni yapması gerektiğini ifade etti: “Konu sadece nafaka değil. Konu bir gece yarısı İstanbul Sözleşmesi’nden geri çekilindiğinde de sadece o sözleşme değildi. Şimdi Medeni Kanundaki hakların, laikliğin ortadan kaldırılması söz konusu. Kadının eve hapsedilmesi söz konusu. Siyasi iktidar tersten bir mağduriyet kurgulayarak, kadını ‘kutsal aile’ye hapsedip tüm haklarını elinden almak istiyor. Tıpkı yıllar önce kadınlar en çok boşanırken, boşanmak istediği için öldürülürken ‘boşanmaları araştırma komisyonu kurdukları gibi.”

“NAFAKANIN SÜRELİ YAPILMASI, KADINLARIN ŞİDDET SARMALINDAN KURTULAMAMASI ANLAMINA GELECEK”


EŞİK Gönüllüsü Avukat Selin Nakıpoğlu, düzenlemenin son derece riskli olduğunu belirtiyor. Nafaka düzenlemesinde söz konusu olanın kadınların, çocukların yaşamları olduğunu ve Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın kadın örgütlerinin sesini duymadığını, yalnızca “durum budur” demesini ise ürkütücü olarak tanımlıyor.

Medeni Kanun’un 175. maddesinin ilk cümlesinde yer alan “Boşanma sebebiyle yoksulluğa düşen taraf” cümlesine dikkat çeken Nakıpoğlu, bu tarafın Türkiye’de ne yazık ki kadınlar olduğunu söylüyor:

“Artık derin bir yoksulluk var. İki tarafın da yoksul olduğu çekişmeli boşanma davalarını düşünün. Genelde bu gibi davalarda incelediğim raporlarda şunu gördüm; kadınlar kendileri için yoksulluk nafakası, çocuklar için de iştirak nafakası isteyerek davaya başlıyor. Sonra kadınlar “ben kendim için bir şey istemiyorum, bu adam yeter ki çocuklara nafaka versin, boşanalım” noktasına geliyor. Ben hayatımı idame ettiririm ama en azından çocuklara olan sorumluluk gerçekleşsin diyerek bu işten “kurtulmaya” çalışıyor. Nafakanın süreli yapılması, boşanmak isteyen kadınların şiddet sarmalından kurtulamaması anlamına gelecek.”

AKP’nin hiçbir zaman toplumsal cinsiyet eşitsizliğini göz önünde bulundurmadığını söyleyen Nakıpoğlu, iktidar partisinin nafaka karşıtı platformların hukuki ve sosyolojik verilere dayanmayan mağduriyet anlatımlarına odaklandığını ifade etti: “Bu ‘mağdur olan’ insanlar üzerine detaylı bir araştırma hiç yapılmadı. İsimlerini zikretmeye gerek yok, bu ‘anlaşmalı boşanan’ ünlüler var ya, bu süreç hep onların üzerinden götürüldü. Bu nafaka kimlere ödenmiyor? Önümüze bir dosya getirseler konuşabileceğiz.”

“BU YOLDAN BİR AN ÖNCE DÖNMELERİ GEREK”

Nafaka için konuşulan rakamlar 200 lira, 400 lira. “Bunlar çok cüzi rakamlar” diyen Nakıpoğlu, hiçbir kadının o kadar para için evliliğe mahkum olmak istemeyeceğini ifade etti. Kadınların nafaka konusunda temel derdinin kendileri değil, çocukları olduğunu belirtti ve şöyle dedi: “Boşanan kadınların faturalarını ödeme imkanı yok, altın bilezik denebilecek bir mesleği yok. Bunun çaresi ‘İSMEK kursuna git, şu beceriyi edin’ denilerek bulunamaz ki. Devletin bu kadar derin bir yoksulluğu kadınların üzerine bırakması hiç adil değil. Karşı argüman olarak bazı erkeklerin “nafaka ödüyorum, kadınlar alışveriş merkezlerinde dolaşıyor” demeleri gösteriliyor. 200-300 lirayla hangi alışveriş merkezinden bahsediyorsunuz?”

Nakıpoğlu, son olarak sözlerine şu ifadeleri ekledi:

Burada kadın ve çocukların hayatlarından bahsediyoruz, siyasetçilerin oy devşirebileceği bir durum değil. Bu, herhangi bir ülkenin hukuk sisteminde kabul edilebilecek bir durum değil. Bu taslağın yasalaşmamasını çok umut ediyorum. Ancak bizim sesimizi duyan bir iktidar partisi yok, 6 senedir anlatıyoruz. Bu yoldan bir an önce dönmeleri gerek.”

“BOŞANMA ERKEKLER İÇİN EN ACISIZ, EN UCUZ HALE GETİRİLMEYE ÇALIŞILIYOR”

Avukat Hülya Gülbahar, “her türlü algı operasyonunun dışında kalarak, tabloyu net görmek gerekiyor” diyor. Nafaka düzenlemelerinin Medeni Kanunun parça parça lağvedilmesi yolunda bir adım olacağını ifade ediyor.

Gülbahar’a göre, “Boşanma erkekler için ‘en hızlı’, ‘en acısız’, ‘en ucuz’ hale getirilmeye çalışılıyor. Kadınlar için ise boşanma zorlaştırılarak imkansız hale getirilmek isteniyor. Bu düzenlemenin anlamı milyonlarca kadın için şiddet dolu evliliklere mahkum olmak, boşanmak için sokağa atılmayı ve açlığı göze almak”. anlamına gelecek.

Dünyada, nafaka düzenlemesinin toplumsal cinsiyet eşitliğinde 1’incı sırada olan İzlanda’da bile, toplumda varlığını sürdüren cinsiyetçi aile yapısı nedeniyle olduğunu söyleyen Gülbahar, Erkeğin reisliğine dayalı aile modelini dünya üzerinden silinceye kadar, aile hukukundan kaynaklanan nafaka hakkı bir hak olarak düzenlenmek zorunda.” ifadelerini kullandı.

“MİLYONLARCA’ HAVASI YARATILAN BİR AVUÇ MARJİNAL KESİMDEN BAHSEDİYORUZ”

Dünyada, çoğunlukla aşırı muhafazakar ve aşırı milliyetçilerin başını çektiği bir feminizm karşıtı dalga olduğunu söyleyen Gülbahar’a göre, Türkiye’deki kadın karşıtı bu dalganın başını “medeni hukuk kaldırılsın”, “aile hukukuna şeriat hükümleri uygulansın” diyebilen bir kadro çekiyor:

“Kendileri milyonlarca mağdur olduğunu iddia ediyorlar. Aslında “milyonlarca havası yaratılan bir avuç marjinal kesimden bahsediyoruz. Araştırmaların net bir şekilde ortaya koyduğu gibi bu ülkede nafaka mağduru varsa milyonlarca kadın ve çocuktur. Cumhurbaşkanlığı nezdinde nafaka düzenlemesi için gerçekleştirilen toplantıya Bakanlarla birlikte Diyanet İşleri Başkanı’nın da bizzat çağrılması; kadın örgütlerinin ve baroların çağrılmaması, bütün bu değişikliklerin kimlerle ve kimlerin amaçları doğrultusunda kotarılmaya çalışıldığını açıkça ortaya koyuyor.”

“MİLYONLARCA KADIN BİR SABAH UYANACAK VE NAFAKALARI ELİNDEN ALINMIŞ OLACAK”

Nafaka karşıtlarının en çok kullandıkları slogan “ömür boyu nafaka”. Fakat Türkiye hukukunda nafaka zaten kadının işe girmesi, miras kalması, gelir elde etmesi, evlenmesi vb. durumlarda kesiliyor. Hülya Gülbahar, anlattığı bu verilere ek olarak “200-300 lira civarındaki bir nafaka için 20 yaşında boşanıp bütün bir ömür boyu evlenmemiş, işe girmemiş kadın bulmak imkansız.” dedi ve şöyle devam etti:

“Çocukların tek bakıcısı olarak ilan edilmesinden kadınlara nafaka ödenmesinden daha doğal bir şey olamaz. Kaldı ki İngiltere, Belçika ve Almanya’da olduğu gibi nafaka, eğer koşulları varsa, adilse ölümden sonra da devam eder.

Şimdi; yapılacak nafaka düzenlemesi, şu anda nafaka alan kadınlarını haklarını da etkileyecek mi? diye sorulabilir. Ne yazık ki evet diyeceğiz. Sorun o kadar ciddi ki, şu anda nafaka alan kadınların nafakası da kesilecek, kazanılmış haklar tehdit ediliyor. Milyonlarca kadın bir sabah uyanacak ve nafakaları elinden alınmış olacak.”

“BUNA İNANACAK KADAR SAFDİL DEĞİLİZ”

Gülbahar, yeni düzenlemede nafaka süresinin bitmesinden sonra kadınların iş imkanı vs. sağlayamamasından kaynaklanabilecek mağduriyetin “Ara süre” formülü ile çözümüne ilişkin şu ifadeleri kullandı:

“Aile Bakanlığı’nın İstanbul Sözleşmesi’nin denetim organı olan GREVIO’ya verdiği rapordaki istatistikler durumu çok net bir şekilde ortaya koyuyor. 6284 sayılı Koruma Kanunundan yararlandırılan 55 bin 557 kişi içinde yasadaki kreş yardımından yararlanan kadın sayısı 6. Aynı şekilde geçici maddi yardımdan yararlanan kadın sayısı 10. Bu tablo devletimizin şiddete maruz kalan veya boşanmak isteyen kadınlara verdiği veya vereceği parasal desteğin göstermelik olduğunu kanıtlayan kendi verisi. Bugün kadınların nafakasını elinden alıp gelecekte devletin onlara herhangi bir para ödeyeceğine inanacak kadar safdil değiliz.”

Benzer Haberler
Kadın

Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı Pınar Gültekin davasını istinafa taşıdı

Kadın

İstanbul'da "süpürgenin sesinden rahatsız olduğu için" evli olduğu kadını öldüren erkek tutuklandı

Kadın

Pınar Gültekin davasında gerekçeli karar açıklandı

Kadın

Danıştay savcısı İstanbul Sözleşmesi için mütalaasını açıkladı: Çekilme hukuka aykırı